31 Ağustos 2017 Perşembe

NERDE O ESKİ BAYRAMLAR?


Eskiden ben daha çocukken bayram vakti yaklaştıkça heyecandan sevinçten uyuyamazdık. Arefe günü banyo yapardık. Bir gün önce yıkansak bile arefe günü mutlaka yıkanırdık. Yine arefe günü  bayramlık alışverişi yapardık. Erkek kardeşimle bana ayakkabı ve bayramlık giysi alınırdı. Aile büyüklerimiz bize sormazlardı ne giyeceğimizi. Onlar alırdı biz de  üstümüze oluyor mu olmuyor mu diye denerdik giysileri. Sadece bayramlık alışverişinde tam üstümüze göre alınırdı giysiler. Normal zamanlarda hep bir numara büyük alınırdı,seneye de giyelim diye. Nasıl mutlu olurduk bayramlık giysiler giyeceğiz diye. Hele de her bayram alınan kırmızı ayakkabıyı giyme coşkusu...
Başucuma koyardı annem kırmızı papuçlarımı.
Arefe günü akşam yatmadan önce kızların ellerine kına yakarlardı. Sonra da çoraba geçirirlerdi ellerimizi uyurken etrafa kına bulaşmasın diye. Sabaha kadar dua ederdik "en koyu kına benimki olsun, en güzel benim kınam koksun" diyerek uykuya dalardık. Sabah da ilk iş kınalarımızı yıkardık heyecan ve merakla...

Evin erkekleri sabah bayram namazına giderdi. Evin hanımları da onlar namazdan dönene kadar kahvaltıyı hazırlardı. Çocuklar bayramlıklarını giyerdi. Erkekler namazdan dönünce ilk iş bayramlaşmaktı. Bunun  için büyükten küçüğe el öpme  sırasına girerdik. Sonra da bütün aile kahvaltıya otururduk.
İlk bayram harçlığımızı o zaman alırdık.
Birer tane de mendilimiz olurdu. Rahmetli babaannem mendil içine koyardı bayram harçlığımızı ve şekerlerimizi.
Şimdi sadece "nerde o eski bayramlar" diyoruz. Sonra düşünüyorum eski bayram diye bir şey yok ki!...Yaşatılmayan geleneklerimiz var,özlem duyduğumuz bayram anılarımız var çocukluğumuzdan kalan ve hiçbir zaman unutamadığımız. Herkese mutlu bayramlar.

30 Ağustos 2017 Çarşamba

''ANLATAN ÖĞRETMEN'' SEİBA


“Masal   dinlememiş   çocuklar   büyüyünce   kedi   resmini   cetvelle   çizerler.”  Cemal   Süreyya Bu   eğitim   hikâye   anlatıcılığını   sınıf   ortamına   taşımak   isteyen  öğretmen   ve   eğitmenler   için   tasarlanmıştır.   9   aylık   bir   sürece   yayılan   ve  toplam   150   saat   sürecek   eğitimin   sonunda   katılımcılar,   sınıf   ortamında  etkili   hikâye   anlatımını   ve   hikâye   anlatıcılığı   metodlarını   eğitim  süreçlerine   entegre   etmeyi   öğrenmiş   olacaklardır.  ”Anlatan   Öğretmen”   eğitimi   her   biri   alanında   uzman   yurtdışından  3,  Türkiye’den   5   olmak   üzere   toplam   8   eğitmen   tarafından   yürütülecektir.    
”Anlatan  Öğretmen”  derken...    
Bu   programı   tasarlarken   ''Kültürümüzün   en   eski   geleneklerinden  birisi   olan   hikâye   anlatma   sanatı   eğitim   sistemimizin   bir   parçası   olsa,  masallar   sınıflara   girse   nasıl   olurdu?''   sorusuyla   çıktık   yola.    Hikâye   anlatıcılığı   insanlığın   en   eski   eğitim   yöntemidir.   Bütün  kültürlerde   insanlar;   kültürel   değerleri,   gelenekleri,   tarihi,   insan  ilişkilerini   gelecek   nesillere   hikâyelerle   aktarmışlardır.   İnsan   beyni  imgelerle   düşünür   ve   tasarlar.   İmgeler   bize   hikâyelerin   dünyasını  aralarlar.   Bu   dünyada   imgeler,   insan   ruhunun   biricik   dili   olan   sembollere  dönüşürler.   Sembolik   anlatımlar   bilinçdışı   ile   bağ   kurarak   dönüşüm  süreçlerini   başlatabilecek   güce   sahiptirler.   Bu   özelliğinden   dolayı   sözlü  gelenek   ürünlerinin   dudaktan   kalbe   aktarımı   öğrenmenin   ve  şifalanmanın   en   güzel   yollarından   birisidir.     Ayrıca   hikâyeler   bizim   bilgiyi   beynimizde   depolama   yöntemimizdir.  İyi  anlatılmış   bir   hikâye   çocukların   beynindeki   duyu   ve   duygu  merkezlerini   uyarır.   Prof.   Dr.   Gerald   Hüther’in   de   dediği   gibi   gerçek  öğrenme   ancak   beyindeki   bu   bölgeler   uyarıldığında   gerçekleşir.   Salt  bilimsel   verilerle   aktarılan   bilgiler   duyu   ve   duygu   merkezlerini   harekete  geçiremezler.   Bu   merkezleri   uyarabilmenin   en   güzel   araçlarından   birisi  masallar   ve   hikâyelerdir.   Hikâyelerin   yardımıyla   yeniden   düzenlenen   bir  sınıf   ortamında   öğrenme   çok   keyifli   ve   kolay   bir   hale   gelir.   Öğrenilen  bilgiler   rahatlıkla   hafızada   yer   edinebilir.    Bunun   ötesinde   hikâyeler   kalbe   hitap   ederler.   Öğretmen   ve   öğren-ciler   anlatılan   hikâye   sayesinde   duygusal   olarak   birbirlerine   bağlanırlar.  Bu   da   öğrencilerin   öğrenme   süreçlerine   büyük   katkılar   sunan   pozitif   bir  yaşantıdır.     
Sınıf   ortamında   etkili   hikâye   anlatmanın   faydaları   nelerdir;    
•  Hayal  gücünü  geliştirir.      
•  Kahraman arketipi aracılığı ile öğrencilerin zorluklarla mücadele etme ve problem çözme becerileri gelişir.  
• Yaratıcılığı   geliştirir. 
• Anlatma  ve  dinleme  becerilerini   geliştirir.     

• Yazma  becerilerini   geliştirir.   
• Kelime   dağarcığına   katkı  sağlayarak  dili  daha  etkin  kullanmalarını sağlar.     
• Kültürel  değerlerin   devamlılığını   sağlar.    
• Farklı  kültürleri   tanıtır.     
• Sunum  becerilerine  katkı   sağlar.     
• Öğretmen   ve   öğrenci   arasında,   anlatılan   masal   aracılığı   ile   pozitif  bağlar   kurulmasını   sağlar.   Bu   da   pozitif   öğrenme   ortamlarının  oluşturulması   için   önemli   bir   değerdir.      
• Keyifli  ve   kalıcı   öğrenme   süreçlerine   katkı   sunar.     


Anlatan Öğretmen Uluslararası Sertifika Programı 2. yıl kayıtları açıldı! Bu yolda bizimle yürümek isteyen öğretmen dostlarımızı 10 Eylül günü Cezayir Salonları'na davet ediyoruz :)

Programın detaylarının paylaşılacağı bu toplantıda Anlatan Öğretmen birinci yıl öğrencileriyle tanışıp deneyimlerini dinleyebilir, sorularınızı sorabilirsiniz. 

***Etkinlik ücretsiz olup program hakkında detaylı bilgi almak isteyen herkesi bekliyoruz.


24 Ağustos 2017 Perşembe

FİNCAN TATLISI


MALZEMELER
1 litre süt
2,5 türk kahvesi fincanı şeker
2 türk kahvesi fincanı un
1 paket vanilya
1 adet limon kabuğu rendesi
1 yemek kaşığı tereyağı
Yarım bardağı hindistan cevizi

HAZIRLANIŞI
Süt, şeker, un, limon kabuğu rendesi ve vanilyayı bir tencereye alıp çırpma teli ile iyice karıştırın.
Ardından orta ateşte kaynayıncaya dek sürekli çırparak pişirin.
Tencereyi ocaktan alın ve içine tereyağı koyun.
Tereyağ eriyene kadar karıştırın.
Ardından fincanlarınızın her birinin içine birer çay kaşığı süt koyun. Ya da çeşmede fincanlarızın içini ıslatın.
Tatlının fincandan kolayca çıkabilmesi için bu iki işlemden birini yapmak gerekiyor.
Sonra hazırladığınız tatlıyı fincanlara paylaştırın.
Tatlı oda sıcaklığına gelinceye dek dışarda bir süre beklesin.
Oda sıcaklığına gelen tatlıyı buzdolabında en az 4 saat bekletin.
Buzdolabından çıkarınca fincandaki tatlıyı ters çevirin.
Ardından her tarafını hindistan cevizine bulayıp servise sunun.
İsteğe göre üzerini meyve, kuruyemiş ya da tarçınla süsleyebilirsiniz.
Afiyet olsun.


19 Ağustos 2017 Cumartesi

V.ZEKA VE YETENEK KONGRESİ

Türkiye Zeka Vakfının her yıl düzenlediği Zekâ ve Yetenek Kongrelerinin beşincisi 4-5 Kasım 2017 Tarihlerinde ODTÜ Kültür Kongre Merkezinde toplanıyor! Kongre, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da konunun uzmanlarını, başka alanlarda öne çıkmış kanaat önderlerini ve Türkiye’nin dört bir yanından eğitimcileri ve aileleri bir araya getiriyor.
Türkiye Zeka Vakfı olarak ülkemizin ve insanlığın en değerli kaynağının özgür ve doğru düşünebilen, düşündüklerini ifade edebilen ve karşıt görüşleri dinleyerek, koşulları değerlendirerek en uygun çözüm yollarını bulabilen bireylerdir. Zekâ ve yetenek kavramlarının gerek kuramda, gerek uygulamada doğru anlaşılmasının hem insanların mutluluğu için, hem de söz konusu kaynağın doğru kullanılabilmesi için hayati önem taşıyor. Zekâ ve Yetenek Kongresi, konuyla ilgili güncel tartışmaları ilgili kişilerle ulaştırmak, Türkiye’den ve dünyadan en iyi uygulama örneklerini tüm katılımcıların dikkatine sunmak, hep beraber daha iyisinin nasıl yapabileceğini konuşmak için düzenleniyor.
Bu yıl da kongremizde konuyla ilgili alanlardan uzmanların sunumlarına ve panellere paralel olarak ayrı salonlarda atölye çalışmaları yürütülecek. Bu atölye çalışmalarında sınırlı sayıda katılımcı, etkileşimli bir ortamda uygulayarak öğrenme olanağına sahip olacak.
Nerede: ODTÜ KÜLTÜR VE KONGRE MERKEZİ; ÇANKAYA, ANKARA
Ne zaman: 4-5 KASIM 2017 ( Cumartesi, pazar )
Katılım Ücreti : 120 TL
-Kongre çantası, launch box, katılım belgesi
Atölyeler : 120 TL
-Bir atölye katılım bedelidir, kongre katılımı gerektirir, birden fazla atölyeye kayıt olunabilir.




16 Ağustos 2017 Çarşamba

YOĞURTLU SEMİZOTU SALATASI


Dün akşam üzeri marketten dönüşte çocuklarla bahçeye uğradık. Biraz semizotu ve nane topladık. Daha dalından koparır koparmaz mis gibi koktu yeşillikler. Dün fark ettim ki oğlum da bahçedeki yeşillikleri ve adlarını öğrenmiş kendiliğinden. Çok hoşuma gitti bitkilerle ve bahçeye ilgi duyması ve bundan zevk alması. Neyse işte topladığımız nane ve semizotuyla yoğurtlu bir salata yaptık. Çocuklar sadece yoğurdundan yedi. 5 yaşında bir çocuktan semiz otu yemesini beklemek de garip olurdu sanırım. Sahiden sizin çocuklarınız semizotu yiyor mu? Sizde durumlar nasıl?
Hepimizin bildiği yoğurtlu semiz otu salatasını bir de böyle deneyin.

MALZEMELER
Bir bağ semiz otu
Birkaç dal taze nane
Ceviz
Kırmızı pul biber
Bir çay kaşığı çörek otu
Süzme yoğurt
Bir diş sarımsak


HAZIRLANIŞI
Semiz otunu ve taze naneyi iri iri doğrayın.
Sarımsağı rendeleyin.
Bir kasenin içine yoğurt ve sarımsağı koyup iyice karıştırın. İsteğe göre tuz da ekleyebilirsiniz.
Semizotunu ve taze naneyi yoğurdun içine koyup karıştırın.
Salatanın üzerini, ceviz, çörek otu ve pul biberle süsleyerek servise sunun.
Afiyet olsun.

15 Ağustos 2017 Salı

MONTESSORİ ETKİNLİK, GERİ DÖNÜŞÜM


Şişe kapaklarını atmayın efendim. Çocuğunuzun okuluna gönderin, çocuğunuz yoksa komşunun çocuğuna verin; komşunun da çocuğu yoksa size en yakın anaokuluna verin orada çok değerlendirirler. Çocuklar eğleniyor, yeni şeyler üretiyor, hayal dünyaları gelişiyor çocukların. En önemlisi de bu şekilde geri dönüşüme katkı sağlamayı erken yaşta öğreniyorlar. Bu kapaklı tırtılları da Selim'in okulunda yapmış kuzular. Kırk yıl düşünsem aklıma gelir miydi kapaktan tırtıl yapmak? Gelmezdi sanırım. Bu paylaşım da montessori annelerine fikir olsun.

14 Ağustos 2017 Pazartesi

TAVUKLU ARPA ŞEHRİYE SALATASI


MALZEMELER
2 su bardağı arpa şehriye
1 adet tavuk göğsü
2 adet orta boy kırmızı biber
3 adet orta boy yeşil biber
1 su bardağı mısır
1 adet limon ( isteğe bağlı )
2 adet yeşil soğan ( isteğe bağlı )
Tuz, karabiber, zeytinyağı

HAZIRLANIŞI
Tavuk göğsünü haşlayıp elinizle ufalayın.
Arpa şehriyeyi zeytinyağında kahverengileşinceye dek kavurun.
İki su bardağı su ile şehriyeleri pilav gibi pişirin.
Ben bir bardak tavuk suyu, bir buçuk bardak su ile pişirdim.
Şehriyeler suyunu çekince biraz soğumasını bekleyin.
Biberleri ve soğanı küp küp doğrayın.
Ilık olan şehriyeler ile bütün malzemeleri karıştırın.
Tuz ve karabiber ekleyip servise sunun.
İsterseniz limonsuz ve soğansız da servise sunabilirsiniz.
Ben misafirlerin tercihine bıraktım. Bu yüzden ayrı bir tabağa soğanları doğrayıp koydum, ekşi sevmeyenler için de limon suyunu sıkıp servisin yanında sundum.
Afiyet olsun.

13 Ağustos 2017 Pazar

YOĞURTLU BUĞDAY ÇORBASI


MALZEMELER
1 su bardağı döğme (buğday)
1 su bardağı haşlanmış nohut
Bir demet taze nane
3 su bardağı yoğurt
Bir yemek kaşığı un
Tuz, karabiber


HAZIRLANIŞI
Bir tencereye döğmeyi (buğdayı) koyup üzerine 5 su bardağı su ekleyin. Su kaynadıktan sonra ocağın altını kısıp suyu çekilene kadar pişirin.
Suyu çekilince pilav kıvamında olacak.
Bir sürahinin içine yoğurt, un, tuz ve su ekleyip ayran yapın. Unun topaklanmaması için iyice çırpın.
Nanelerin yapraklarını koparıp doğramadan ayranın içine ekleyin.
Sonra bütün malzemeyi tencereye alın.
Çorba kaynayana dek karıştırarak pişirin.
Kaynadıktan sonra kısık ateşte bir iki dakika daha kaynatın.
Afiyet olsun.

11 Ağustos 2017 Cuma

TUZ GÖLÜ


Biz Bursa'da yaşayan çekirdek bir aileyiz. Her kış, yaz tatili planı yaparız. Deniz, kum, güneş hayalleri kurarız. Ve her yaz plan değiştirip rotayı memlekete çeviririz. Benim ailem Adana'da yaşıyor. Onlar torun, yiğen sevsin diye bir sebeple her yaz Adana'ya gideriz. Başta 4&5 hafta olarak planladığımız tatil 2 haftayı geçmeden son bulur. Adana sıcağına dayanamayıp geri döneriz. Evden dışarı çıkamayız sıcaktan. Evde de klimanın altında otur, yat, ye, iç sıkılırız.
Yolculuğumuzu arabayla yaparız. Ankara'da bir bilemedin iki gece arkadaşlarla vakit geçirir bir nebze de olsa yol yorgunluğunu atarız. Sonra Adana'ya doğru yola çıkarız. Çocuklar uyuyorsa mola vermeden devam ederiz yolumuza. Çocuklar uyanıksa istinasız her zaman Tuz Gölü'nde bir mola veririz. Fotoğraf çeker, yalın ayak Tuz Gölü'nde yürürüz.

Şöyle bir düşündüm de bu Tuz Gölü molası bizim çekirdek ailenin bir rutini olmuş. Gelenek haline getirmişiz farkında olmadan. Güzel de olmuş aslında ailece bir rutini yaşamak. Artık Selim bile farkına varmış bu geleneğin. Adana'ya giderken çocuklar uyuduğu için Tuz Gölü'ne uğrayamamıştık. Dönüş yolunda uyumadı sırf bu yüzden. Sizin de var mı böyle aile gelenekleriniz? Sevgiler



10 Ağustos 2017 Perşembe

KABAK YEMEĞİ


MALZEMELER
1 kg kabak
1 adet orta boy soğan
1 adet orta boy domates
1 diş sarımsak
1 yemek kaşığı domates salçası
Tuz, karabiber, zeytinyağı

HAZIRLANIŞI
Kabakları uzunlamasına ortadan ikiye kesin.
Sonra kabakları ince ince doğrayın.
Soğanları ve sarımsağı küçük küçük doğrayıp zeytinyağında rengi pembeleşinceye kadar kavurun.
Ardından salçayı ekleyip bir iki dakika karıştırarak kavurun.
Karabiber ve tuzunu ekleyip karıştırın.
Kabakları ve en üste de küçük küçük doğranmış domatesler ekleyin.
1 su bardağı su ekleyip tencerenin kapağını kapatın.
Yemeğin suyu kaynayınca kısık ateşte ağır ağır pişirin.
Afiyet olsun.

9 Ağustos 2017 Çarşamba

TAZE FASULYE


Yaz mevsimini çok severim. Ama en çok da yaz sebze ve meyvelerini severim. Taze fasulye de yazın en sevdiğim sebzelerden biridir. Sıcak havalarda bünyeyi yormayan hafif bir yemek olması tercih sebebi olabilir.
Bu arada herkesin farklı pişirme tarzı var. Mesela ben soğanı ve salçayı kavurup yapıyorum. Patates de koyuyorum içine çocuklar da seviyor diye. Ama patatessiz ve çiğden pişirince de çok lezzetli oluyor. Kısacası taze fasulyeyi öyle de çok severim böyle de...

MALZEMELER
Yarım kg taze fasulye
1 adet orta boy domates
1 adet orta boy soğan
1 adet orta boy patates
1 yemek kaşığı domates salçası
1 çay kaşığı karabiber
Tuz, zeytinyağı

HAZIRLANIŞI
Fasulyeleri temizleyip doğrayın.
Patates ve domatesi küp şeklinde doğrayın.
Soğanları küçük küçük doğrayıp zeytinyağında kavurun.
Soğanlar pembeleşince salçayı, tuzu ve karabiberi ekleyip bir iki kez karıştın.
Ardından fasulyeleri ekleyin.
Fasulyenin üzerine patates ve en üste de domatesi ekleyin.
Son olarak bir su bardağı su koyup tencerenin kapağını kapatın.
Fasulyenin suyu kaynadıktan sonra ocağın altını kısın ağır ağır pişirin.
Patatesler yumuşayıncaya kadar pişirmeye devam edin.
Afiyet olsun.

1 Ağustos 2017 Salı

MENEMEN TARİFİ

MALZEMELER
1 adet orta boy soğan
3 adet yeşil biber
2 adet orta boy domates
4 yumurta
Tuz, karabiber, pul biber, sıvıyağ

HAZIRLANIŞI
Soğanları küp küp doğrayıp az bir yağda rengi pembeleşinceye dek kavurun.

Biberleri küçük küçük doğrayıp soğanların üzerine ekleyip pişirin.
Biberler yumuşayınca küp küp doğranmış domatesleri ilave edin.
Tuzunu ve karabiberi ekleyip karıştırın.
Domatesler pişince üzerine yumurtaları kırın.
Tavanın kapağını kapatın.
Üzerine pul biberle servise sunun.
Afiyet olsun.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...